II. Murad tahta çıktığı zaman, Fatih Kanunnamesi’ne göre, “tahta çıkan padişahın erkek kardeşlerinin “nizamı âlem”  için katledilmesi gerekiyordu. Şeyhülislam’ın fetvası üzerine, 22 Aralık 1574 de (Ramazan ayında) vezirlerin gözetiminde padişahın beşkardeşini boğarak katledilip III. Murad’ın önüne ölülerini attılar.
Katledilen şehzadelerin defnedilmesinden sonra üçüncü gün askerlere ve devletin ileri gelen memurlarına bir milyon beş yüz bin duka altın tutarında imparatorluk armağanı dağıtıldı.  Sadece yeniçerilere bir milyon duka altın ulufe dağıtıldı.
Bu tarihi sünnet düğünü, İstanbul’un fethinin 129. yıldönümü olan 29 Mayıs 1582 de başladı ve 56 gün sürerek 24 Temmuzda bitti. Şehzade 4.Vezir Cerrah Mehmet Paşa (bu sünnetten sonra  “cerrah” lakabını aldı)  tarafından sünnet edildi. Bu sünnetinden dolayı ­lll. Murad’tan 10.000 duka altın, 30 top kumaş, som altından leğen ve ibrik, değerli ve şahane ihsanlar aldı. (Kendisi cerrah-dr olmadığı halde, bu sünneti yaptığı için kendisine Cerrah Mehmet Paşa dendi, İstanbul’daki Cerrahpaşa semti de bu kişiden gelmektedir).
(Şimdi buraya, izninizle bir not düşelim. Osmanlı böylesine debdebeli, dünyanın en pahalı sünnet düğününü yapıp, 55 gün yiyip içip eğlenirken, Avrupa nasıldı? Matbaa 1450 yılında bulunmuş, aradan tam 132 yıl geçmiş, Osmanlı yiyip, içip, eğlence peşinde. Osmanlı sarayında, padişahın (hem de İslam halifesinin) etek keyfi için, dünyanın hiçbir genelevinde olmayacak 500 civarında şehvet kölesi cariyeler bulunuyor. Sünnet düğününe hediye olarak köleler, cariyeler getiriliyormuş!
Avrupa’da matbaa bulunduktan sonra, şehir şehir, belde belde matbaa makineleri kuruluyor, binlerce kitap basılıyor. Amerika keşfedilmiş, Ümit Burnu aşılmış, kâşifler dünyanın bilinmeyen yerlerini keşfediyorlar. Rönesans’ın itici ivmesi ile bilim ve icatlarda müthiş bir ilerleme varken, Osmanlı’nın haline bir bakın, Osmanlı sünnet bahanesi ile zevk, sefa âlemleri ile eğleniyordu. Osmanlı’nın “kefere” diye küçümsediği Avrupa’da bilim, sanat, keşiflerde görülmemiş bir atılım varken, Osmanlı 50 günden fazla süren sünnet eğlencelerinde vakit öldürüyordu.  İslam’ın halifesi padişah ise, yüzlerce cariyelerle halvette, zevk ve sefa âlemlerindeydi. Ülke hurafe, cehalet içinde çağın gerisinde kalıyor. Osmanlı matbaayı halen yadsıyor; şimdi de Osmanlı özentileri, matbaa kadar değerli olan interneti, sosyal paylaşım sitelerini yadsıyor. (İnterneti Yadsımak Matbaayı yadsımaya benzer! Başlıklı yazımıza bakınız,) İşte Osmanlı’nın neden geri kaldığını buralarda ve bilime ilgisiz kalmasında aramak gerek… O zamanları böylesine sünnet eğlenceler, Lale Devri eğlenceleri varken günümüzde de “Millet Bahçeleri” eğlenceleri devam ediyor. )
Şimdi bu girişten sonra Fransız Tarihçi Alphonse de Lamartine’nin (1790-1869) bu sünnet düğünü hakkındaki anlatımlarına dönelim:
“Hazırlıkları Bir Yıl Süren Sünnet Düğünü
Bütün Asya, Avrupa ve Afrika devletlerinden, kalabalık heyetlerle lll. Murad ile Safiye Sultan’ın oğullarının sünnet düğününe katılmaya geldiler. Sultan lll. Murad yapılacak sünnet düğününün hafızalarda kendi saltanat döneminin en unutulmaz olayı olarak kalmasını istiyordu. Gerçekten de, o çağların padişahlarının zenginliği ve geleneklerinin en belirli delili olarak bu sünnet düğünü hatırlanır. Ortaya konan görkem, fatih bir çoban aşiretinin iki yüzyılda padişahların tahtını nasıl bir servet yığını üzerine çıkardığını ispat etmektedir. Sünnet düğününü anlatan vakanüvisleri(1)ve yabancı elçilerin yazıları ciltler dolduracak kadar geniştir.
“Sünnet düğününü kutlaması için yapılan hazırlıklar bir yıldan fazla sürdü. 1952 yılı içinde Asya, Avrupa ve Afrika hükümdarlarına duyurular yapıldı. Yine aynı yıl içinde görevlendirilen çavuşlar imparatorluğun bütün beylerbeyine çağrıda bulunmaya gittiler. Önemli işleri olan gelemeyenler, gelmemelerinin özrünü ancak çok değerli armağanlar yollayarak kapatmaya çalışıyorlardı. İmparatorluğun eski mutfakçıbaşısı olan Karabali Bey düğün emiri, eski nişancı Hamza Bey de düğün nazırı oldu. Hamza Bey, devlet hazinesinden yarım milyon akçelik bir ödenek olarak düğün masraflarını karşılamaya hazırlandı. Her tarafa çadırlar mutfaklar kuruluyordu. Bir zamanlar Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı ile İbrahim Paşa’nın evlenme ve şehzadelerin sünnet düğünlerine sahne olan Atmeydanı eski dönemlerde yapılan düğünlerin görkemini gölgede bırakacak hazırlıklara tanık oluyordu. Şehzade Mehmed’in sünnet düğünü, Osmanlı tarihinde bir eşi daha olmayan görkemde gerçekleşti.
Atmeydanı tahta perdelerle çevrildi, tribünler yapıldı ve mutfaklara ayrıldı. Yabancı devletlerin elçileri, saray ağaları, imparatorluğun beyleri, kaptanıderya, yüksek rütbeli vezirler tribün ve balkonlara sıralandılar.

By admin

kocaeli escort şişli escort şişli escort bayan ataşehir escort beylikdüzü escort escort ankara escort ankara escort izmir escort bayan izmir escort cialis istanbul evden eve nakliyat kartal escort pendik escort bayan izmir escort jigolo istanbul escort bayan maltepe escort istanbul escort bahis siteleri mobilbahis bets10 canlı bahis siteleri jojobet canlı bahis siteleri canlı bahis siteleri canlı bahis siteleri casino siteleri konya escort adana escort türkçe altyazılı porno adana escort mersin escort mersin escort türkçe altyazılı porno hd porno izle türkçe altyazili porno izmir escort escort bodrum escort türkçe altyazılı porno bodrum escort bayanlar bodrum escort kızları bayan bodrum escort porno izle bodrum escort escort bayan bodrum escort porno izle hd porno escort bayan türkçe altyazılı porno türkçe altyazılı porno Adana Escort
Antalya Escort
Antep Escort
Denizli Escort
Bursa Escort
İzmir Escort
Konya Escort
Malatya Escort
Mersin Escort
Ankara Escort
sakarya escort türkçe altyazılı porno türkçe altyazılı porno maltcasino grandbetting betnano mroyun mersin escort